Images

Lizbon'a gece treni

Son zamanlarda zevkle okuduğum, okurken bitmesin diye araya başka kitaplar sıkıştırdığım, kelimelerin kuyumcusu sözcüğünü yakalayabileceğiniz bir kitap Lizbon’a Gece Treni. Pascal Mercier takma adıyla basılan kitabın yazarı Berlin’de felsefe profesörü olan Peter Bieri. Yazarın bundan ayrı basılmış dört kitabı daha var.

Yazar kitabın başın da Montaigne’inin Denemeler ’in den ve Fernando Pessoa’nın Huzursuzluğun Kitabından kısa bir alıntıya yer vererek okura ipucu vermiş. Severim böyle kitapları, kitapta ilerlerken zihnimdeki o ışığı yaktığından olsa gerek tanıdık gelir kelimeler. Kitabın kahramanı Gregorius elliyedi yaşında bir dilbilimci, kırk iki yıl önce öğrenci olarak girdiği okula, dört yıl sonra öğretmen olarak başlıyor ve devam ediyor. Konusunda uzman olan hoca Mundus olarak anılıyor, çekemeyen meslektaşları, papirüs olarak tanıyor. Yazarın bu kelime oyunları okuma zevkini körüklüyor ki, yağmurlu bir sabahta köprünün ortasında bir kadın çıkıyor karşısına ve Mundusun alnına kalemle unutmaması gereken bir numara yazıyor. Kahramanın kurgusu bile müthiş, sonrası bir sahaftan aldığı bir romanın yazarının hayatına uzanan bir yolculuk üzerine. Yazarın hayatında yer alan kişilerle zaman zaman kendi hayatıyla bağlantılar kurup öyle tanımlamalar yapmış ki sözcüklerin kuyumcusu sözünü hak etmiş. Felsefenin insan hayatındaki yerini, Dilbilimin ne olduğu insanları nasıl etkilediğini kurguyla çok iyi bağlamış.

Bunlar benim görüşlerim, gruptaki arkadaşlarla paylaşımımızda, Felsefenin roman içine sıkıştırılmasını beğenmeyenler oldu. Kitabın karakterlerinin çokluğundan yakınıp kim kimdi, anlayamadım tekrar başa döndüm dediler. Kitap ancak tatil zamanı okunacak, yoksa günlük hayatın koşuşmasında tadına varılmıyor diyenler oldu. Çok güzel bir yolculuk kitabı olarak adlandırıldı. Gecenin sonuna doğru dört arkadaşımızın da paylaştığı bir şey dikkatimi çekti, babalarının onlara yazdığı mektup, son iletişimleri, babaları hay atta olan arkadaşımızın babasının çocuğuyla olan iletişimi. Bu güzel geceyi bize hazırlayan arkadaşımız Sezen’e, gecenin karanlığını aydınlatmak için erguvan ağacına ışık sistemi takan arkadaşımıza, teşekkürlerimi iletiyorum.
“Her birimiz birden çok kişiyiz, pek çoğuz, ifrat sayıda kendimiziz. Bu yüzden, çevresini küçümseyen kişiyle o çevreden zevk alan ya da onun yüzünden üzülen kişi aynı değildir. Varlığımızın engin sömürgesinde farklı düşünen ve farklı hisseden pek çok türde insan vardır.” ( Huzursuzluğun Kitabı)
“Hepimiz küçük parçalardan oluşuruz, bu parçalar öyle şekilsiz, öyle farklıdırlar ki birbirlerinden, her biri her an canının istediğini yapar; bu yüzden kendimizle kendimiz arasındaki farklılıklar, kendimizle başkaları arasındaki kadardır. ( Denemeler- Montaigne)
“ Ben hala oradayım, zamandaki o uzak yerde, oradan hiç ayrılmadım, şimdiki zamanın içine yayılmış yaşıyorum, ya da onun dışına. Zamanı öne sürüklemiş olan binlerce değişiklik, hissetmenin bu zaman dışı mevcudiyeti ile ölçüldüğünde, bir rüya gibi geçici ve gerçekdışılar.” ( Kitabın içindeki kitabın yazarı Prado’dan)

Nurten Yurt

1 yorum :

  1. Biz üç arkadaş, bu kitaba hayran olduk, okuduktan sonra Lizbon'a gitmek istedik. Epey bir plan da yaptık, geçen sonbahar'da az kaldı gidiyorduk, son anda erteledik.

    YanıtlaSil