Images

Serapistan


Güneş gözlerini dikmiş bakıyor şehrin sokaklarına. Bakışlar yeşilin azlığında yumuşamadığından, pek bir şiddetli. Şehrin betonları ve neredeyse erimekte olan asfaltlı sokaklar ıssız. Siestası uzamış günün, dükkanlar açık, insanlar karanlık kuytu köşelere sığınmış. Havadaki nem buhar olup gökyüzüne ulaşmakta.

Başında poşusu, üstünde bir ceket, altında ayak bileklerine uzanan bir elbise, elindeki kartonla bir adam dolaşıyor. Ayların sultanının arifesi bu gün, şehir halkı çölünden kopup gelen bu kum tanelerinin istilasını ibretle izlemeli, çölün kavurucu ateşini iliklerinde hissetmeli. Sıcakta ceketle dolaşanlara söylenen bir cümle geliveriyor hemen. "Yahudi kibarı", elindeki karton hava limanlarında beklenen milyarlık iş adamlarını getiriyor aklıma. Başındaki puşi uzak diyarların düşüncelerine düğümlü. Sonra bakışlarına ulaşıyorum, gerçekle kavrulup buruşmuş cildinin orta yerindeki o iki çift merceğe. Bakamıyorum.


Güneşin bakışlarının şiddetinden asfalt eriyor. Yol orta yerinden çatlıyor ikiye ayrılan asfalt eriyerek yarıktan içeri akıyor. Toprak yok, safi magma kaynıyor, arzın orta yerinde ne varsa yanıyor. Şehir yeşilin yokluğunda yok oluyor.


Nurten Yurt

0 yorum :